Doğal, Basit ve Huzurlu Bir Yaşam için 5 İpucu!

Gönderen paccobaby 24/08/2017 0 Yorum Blog,

 

Hepimiz şehir hayatından şikayetçiyiz. Ama bırakın başka bir yere taşınmayı, kısa süreliğine bile bir yere gidemiyoruz. İşler, çocuklar, aile birçok şey bizi bağlıyor. 

 

Betonlar arasında, trafikte, stresle boğuşurken başka bir hayatın hayalini kuruyoruz hep. Genellikle güneyde geçiyor bu hayal… Deniz kenarında yada bahçeli bir evde sakin, huzurlu bir hayatı yaşarken hayal ediyoruz kendimizi. Bir taraftan da bu sessiz, sakin, huzurlu bir hayat bizi ne kadar mutlu eder diye merak ediyoruz. Bu yazı, şehir hayatından vazgeçemeyen ama daha sakin ve huzurlu bir hayat yaşamak isteyenler için. Hem de pılınızı pırtınızı toplayıp taa uzaklara gitmek zorunda kalmayacak, şehirde de kendinize daha sakin, huzurlu, hayal ettiğiniz gibi bir hayat kurabileceksiniz. Hem de tasarruf ederek, daha az stresle, daha sağlıklı ve huzurlu yaşayarak… Nasıl mı?

 

 

 

 

1 – Şehre yakın ama doğal bir ortama taşının!

 

Şehirde yaşamanın zorlukları saymakla bitmez. Pahalılık... Selam versen borçlu çıkarsın… Kalabalık... Sanki bedava bir şey dağıtıyorlar sanırsın… Trafik... Ülkede hiç fakir yok, her kişiye en az bir araba düşüyor… Karbonmonoksiti, betonları, kuleleri, kibar mı kibar insanları, stresi… Üzerinize gelir betonlar, duvarlar… Mutsuz suratlar… Bu kısa ama karamsar açıklama yeterli sanırım şehir hayatını anlatmaya…

 

Şimdi başlayalım hayalimizi yaşamaya...

 

Doğal, basit ve huzurlu bir hayat yaşamak için illa ki kilometrelerce uzağa taşınmanıza gerek yok. İstanbul’da da hala köy hayatı yaşayan binlerce insan var. Sarıyer, Beykoz gibi ilçelerin bazı yerleri halen yemyeşil ormanları, inekleri, kuzuları ile şehrin içinde köyü andırıyor. Örneğin Sarıyer’de Zekeriyaköy, Beykoz’da Ali Bahadır Köyü, Mahmut Şevket Paşa Köyü gibi yerlerde halen yüzlerce insan doğal ve basit bir yaşam sürüyor.

 

Siz de şehrin merkezinden biraz uzaklaşarak bu gibi birçok noktada aradığınız doğallığı ve huzuru bulabilirsiniz. Hem de şehir merkezine sadece 30 dakika, en fazla 1 saat mesafede. Zaten hayat kulelerde, taş binalarda geçmez öyle değil mi! Hele ki çocuklarınız varsa! Hayalimizin ilk adımını attık yaşayacağımız yeri bulduk, peki şimdi ne yapacağız?

 

2 – Gerçek şeyler yiyin!

 

Yediğimiz besinlerle ruh halimiz arasındaki bağlantının henüz farkına varmadıysanız, bu yazının size çok faydalı olacağını sanmam. Ama en azından bunun farkında iseniz, kendinize değer verdiğinizi söyleyebilirim. İşte burada ‘Peki ne yapmalı?’ sorusunun cevabını bulmak gerekiyor. Size iyi gelen, mutlu eden şeyleri en iyi tabi ki siz bilirsiniz ancak besinlerin sağlığa etkileri artık uzmanlar tarafından çok net bir şekilde açıklanıyor. Yani sağlıklı beslenmenin etkisi her bünyeye göre değişmiyor, herkes üzerindeki etkisi aynı, olumlu. Ciddi bir rahatsızlık geçirdikten sonra köye yerleşen ve orada doğal besinlerle rahatsızlığını yenen insanlara tanık olmuşsunuzdur.

 

Şehirde yaşamanın en büyük kötülüklerinden biri maalesef, doğal ve sağlıklı gıdalara erişimimizin kısıtlanması ve konvansiyonel, işlenmiş ve paketlenmiş gıdalara yönelmemiz. Doğal olandan, doğallıktan giderek uzaklaştıkça ruhumuzu ve bedenimizi de kötü besliyoruz.

 

Şehirden uzak, doğal bir ortama yerleştiğimizde ise, doğal ve sağlıklı gıdalara erişimimiz giderek kolaylaşıyor. Bilincinizle birlikte çevreniz de değişmeye başlıyor. Zamanla orada köy hayatı yaşayan insanlarla, ekip biçen, hayvancılık yapan köylülerle tanışıyorsunuz. Doğal ve sağlıklı gıdalara erişmeye başlıyorsunuz. Örneğin zeytinyağı, tereyağı, yumurta, süt, peynir, sebzeler, meyveler… Hepsinin doğalı, katkısızı, hormonsuzu, GDO’suzu… Düşünsenize… Yediğiniz şeyler gerçek! Ve onlara güveniniz tam! Ne kadar basit ve olması gereken bir istek aslında ama ne kadar da uzağız buna, öyle değil mi? Doğal, güvenilir ve gerçek gıdaya eriştik… Harikulade! E biraz da çaba… Araştırın, okuyun… Kuruyemişin işlenmemişini çiğ olanı tüketin, cevizin kabuğunu kırıp yiyin, meyvelerle yeni tarifler deneyin... Dondurma yapın, yoğurdunuza karıştırın…

 

Hayalinizdeki hayatı yaşamak için ikinci adımı da tamamladınız… Şimdi gelelim üçüncü ve sizi en çok değiştirecek olan adıma…

 

3 – Ekin, Biçin, Yetiştirin, Üretin!

 

Hayata sadece beslenmek için gelmedik öyle değil mi? Yemek, içmek, gezmek, eğlenmek için… Ya da çocuk yetiştirmek, onları beslemek için de… Biraz da üretim... Ne demişti Atatürk: "Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” Çok doğru! Üreten insan gerçekten yaşayan insandır, üreten insan iz bırakan insandır.

 

Hepimiz üretmeliyiz, bir şey ama herhangi bir şey… Düşünsenize sürekli bir şeyler yiyor, giyiyor, içiyoruz... Tükettiğimiz kadar hatta çok daha fazlasını üretmeliyiz. Üretmenin birçok alanı var ama doğal bir ortamda yaşıyorsanız sebze, meyve, çiçek, hayvan yetiştirmek için ideal bir ortamdasınız demektir. Şehirde bile insanlar artık balkonlarında, teraslarında saksı içinde bitki, sebze yetiştiriyor. Siz de yeni evinizin bahçesine sebzeler ekin, biçin, bahçenizle uğraşın, ağaçlardan meyve toplayın, hayvanlar besleyin. Tavuk besleyin, yumurtanızı alın. İnek besleyin, sütünü sağın. Kedi, köpek besleyin onları sevin. Çiçekler ekin, onlarla konuşun, sevin. Onların büyüdüğünü, gün be gün açtığını görmek sizi mutlu edecek… Bilimsel olarak da kanıtlandı bahçe ile uğraşmak ömrü uzatıyor… Örgü örün, dikiş dikin… Kendi giysilerinizi ve çocuklarınızın giysilerini, güvendiğiniz doğal ip ve kumaşlarla kendiniz hazırlayın. Örgü örmenin Alzheimer hastalığından depresyona kadar birçok faydası bulunuyor. Ayrıca bir şey üretmenin, ortaya çıkarmanın mutluluğu insana özgüven ve gurur duygusu veriyor. Haydi, durmayın… Hayal ettiğiniz hayatı adım adım oluşturun…           

 

4 – Doğada yürüyün, ata binin, bisiklet sürün…

 

Şehir hayatının en büyük kötülüklerinden biri de bizi hareketsiz yaşama zorlaması. Artık neredeyse arabasız markete bile gidemez olduk. Arabalar elimiz, ayağımız, her şeyimiz oldu. Bu kadar çok araba olunca da e tabi yürümeye, spor yapmaya alan da, temiz hava da kalmadı. Birkaç ormanlık alan dışında oksijen alıp bol bol yürüyebileceğimiz, rahatça bisiklete binebileceğimiz alanlar bulamıyoruz şehirde. Bu nedenle çoğu insan maalesef beton duvarların arasında kapalı alanlarda spor yapıyor. Tanıdığım çok iyi bir fizik tedavi uzmanı, en iyi 3 sporun yürüyüş, yürüyüş, yürüyüş olduğunu söylemişti. Ama açık havada, doğada, doğal ortamda yürüyüş… Yürüyüş bantlarında yapılan yürüyüşün doğal olmayan eklem ve kas hareketleri nedeniyle açık havada yapılan yürüyüşle asla kıyaslanamayacağını da eklemişti.     

 

Bu nedenle doğada, doğal bir ortamda yaşayınca vücudunuz ve ruhunuz için en faydalı sporları da yapma imkanı bulacaksınız. Yarım saatlik orman yürüyüşü kadar bir insanı ne rahatlatabilir ki? Ya da bisiklete, ata binmek kadar… Açık havada, doğada yapılan sporların hem fiziksel hem de ruhsal olarak birçok faydası bulunuyor. Siz de kendinize sizi en mutlu eden, en iyi gelen sporu bulmalı ve onu tutkuyla yapmalısınız. Tutkular genellikle çocukluk yıllarında kendini gösterir ama hiçbir şey için geç değildir! Öyle değil mi? Haydi, durmayın hareket edin!  

 

5 – Kendi temizlik malzemelerinizi kendiniz üretin, çöpünüzü azaltın!

 

Kimyasallar artık her yerde! Özellikle de temizlik malzemelerinde! Her gün kullandığımız bulaşık deterjanları, çamaşır suları sağlığımızı tehdit ediyor. Bu ürünlerin içerisinde bulunan klor, amonyak gibi kimyasallarla bırakın temas etmeyi, solunması bile akciğer, böbrek ve karaciğerimize büyük zarar veriyor. Hatta ölüme kadar götürebiliyor. Bu ürünler sadece sağlığımızı tehdit etmekle kalmıyor, çevreye de büyük zararlar veriyor. Temizlik ürünlerinin yanı sıra yine paraben, sülfat gibi kanserojen maddeler içeren şampuanlardan da uzak durmak gerekiyor.

 

Günümüz dünyasında güvenilir ürünlere ulaşmak giderek zorlaştığından iş başa düştü. Evinizde bulunan malzemelerle siz de kolayca temizlik ürünlerinizi kendiniz üretebilirsiniz. Örneğin temizlik yaparken sirke, limon, karbonat, soda gibi ürünlerden faydalanabilirsiniz. Bundan sonraki yazılarımızda doğal temizlik malzemelerinin yapımı hakkında daha detaylı bilgi vereceğiz. Ayrıca, şampuan yerine kendi doğal sabununuzu da evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Örneğin doğal defne sabununun cilde ve saça birçok faydası bulunuyor. Aslında doğa bize ihtiyacımız olan her şeyi koşulsuzca sunuyor! Geriye biraz gayret edip, çabalayıp, üretmek kalıyor! Daha çok üretip, daha az tüketmek… Basit ve huzurlu yaşamak...

 

Böyle bir hayatın en önemli adımlarından biri de çöpümüzü azaltmak! Bunun ilk adımı olarak markette kullandığınız plastik ve naylon poşetlere son vermekle başlamanızı öneririm. Naylon poşetlerin zararları saymakla bitmiyor. Isıya veya güneşe maruz kaldıklarında bileşimindeki maddeler çözünerek kansere neden oluyor, ayrıca ısıyı emdiğinde orman yangınlarına neden oluyor. Yunus, fok, balina, deniz kaplumbağaları gibi hayvanlara zarar veriyor, atıldığında toprağa ve suya karışarak besin zincirini kirletiyor. Bu nedenle naylon ve plastik poşetler yerine bez çanta, file, alışveriş sepeti gibi taşıyıcılar kullanın. Doğal bir hayata kendinizi, sevdiklerinizi ve dünyayı korumakla başlayın…